Article

MARAŞ’IN GİRİŞ KAPISI: ALTUN KÖPRÜ

Aksu Çayı’nın suları üzerinde yükselen Altun Köprü, Roma döneminden kaldığı düşünülen, geçmişin izlerini taşıyan tarihî bir mirastır. Yabancı seyyahların kayıtları, köprünün yüzyıllar boyunca bölgenin ulaşımına tanıklık ettiğini göstermektedir.

MARAŞ’IN GİRİŞ KAPISI: ALTUN KÖPRÜ

        Tarih boyunca Maraş’ta hüküm süren devletler, şehre ulaşımı sağlamak amacıyla Ceyhan Nehri ve Aksu Çayı üzerinde köprüler inşa etmiştir. Geçmişte Maraş’ı ziyaret eden seyyahların notları ve çizdikleri haritalar incelendiğinde, Gavur Gölü ile Maraş arasındaki bataklık alanı aşarak Aksu Çayı üzerinden şehre ulaşan yol güzergâhında bir köprü öne çıkar. Çukurova’dan Maraş’a gelen yolcuları, yaklaşık 70-80 yıl öncesine kadar şehrin giriş kapısı niteliğindeki bu köprü karşılardı. Aksu Çayı üzerinde yer alan ve Altun Köprü adıyla anılan bu yapı, geçmişte şehre ulaşımın önemli geçiş noktalarından biriydi.

       Bazı kaynaklarda Aksu Köprüsü olarak da adlandırılan Altun Köprü, Kahramanmaraş-Türkoğlu kara yolu üzerinde, Malik Ejder Tepesi’ne yaklaşık 2.000-2.500 metre mesafede, yolun sol tarafında bulunmaktadır. Bugün yol kenarından dikkatle bakıldığında, ağaçların ve sazlıkların arasına gizlenmiş köprü kalıntıları görülebilmektedir. Zamanın ve doğanın izlerini taşıyan bu kalıntılar, bir zamanlar Maraş’a açılan yolun sessiz tanıkları olarak varlıklarını sürdürmektedir.

       Altun Köprü’ye olan ilgim, Alman arkeologlar Dr. Carl Humann ve Otto Puchstein’in seyahat raporları doğrultusunda hazırlanan, 1883 tarihli Suriye’nin En Kuzey Kısmı (Des nördlichsten Theiles von Syrien) haritasını incelerken başladı. Haritada karşıma çıkan köprü, geçmişin izlerini yerinde görme isteği uyandırdı (1. görsel). Bunun üzerine köprüyü incelemek amacıyla iki kez bölgeye gittim. İlk ziyaretimde, Kahramanmaraş-Türkoğlu kara yolunun batı tarafında incelemelerde bulunarak köprünün izlerini ve çevresini araştırdım.

GÖRSEL 2: 1883 DR. CARL HUMANN VE OTTO PUCHSTEIN – SURİYE’NİN EN KUZEY KISMI HARİTASI
GÖRSEL 2: 1883 DR. CARL HUMANN VE OTTO PUCHSTEIN – SURİYE’NİN EN KUZEY KISMI HARİTASI

     Batı tarafında, köprünün ayaklarına ve kemerli bölümüne ait büyük parçalar hâlâ varlığını koruyordu (GÖRSEL 3). Sazlıkların arasında ve suyun içinde köprüden geriye kalan parçalar görülebiliyordu. Dikkatle incelendiğinde, yolun hemen kenarında, bir ağacın bulunduğu yerde köprünün girişine ait olduğunu düşündüğüm taşların hâlâ yerinde olduğu fark ediliyordu. Köprünün doğu tarafındaki çıkışında yer alan höyük ise merakımı daha da artırdı. Altun Köprü’nün ne zaman, kim tarafından ve hangi amaçla inşa edildiğine dair sorulara cevap aramaya başladım.

   Köprü hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla kütüphanemde bulunan Maraş tarihiyle ilgili kitapları ve arşivimde yer alan, farklı yıllarda Maraş’ı ziyaret eden seyyahların harita ve eserlerini incelemeye başladım. Bu araştırmalar sonucunda köprünün geçmişine ışık tutan ilk bilgilere ulaştım.

    İngiliz seyyah E. J. Davis’in 1879 yılında kaleme aldığı Çukurova’dan Maraş’a Uzanan Gezi Notları adlı eseri, Altun Köprü hakkında önemli bilgiler içeriyordu. Davis, yolculuğunu anlatırken şu ifadelere yer veriyordu:

“Maraş’a kadar uzanan geniş ova o kadar sular altında kaldı ki bataklıklar nedeniyle kenarından geçmekte bile büyük zorluk yaşadık. Dere ve derelerin sayısı çok fazladır. İmalı Deresi’nin yanı sıra iki büyük derenin yanından geçtik ve kısa süre sonra yola paralel uzanan başka bir büyük ve hızlı dere gözlemledim. Kısa süre sonra Eloğlu (Türkoğlu), Tecirli ve Çakallı köylerini geçtikten sonra hızlı, girdaplı, bulanık ve çamurlu akan, hiçbiri eşit veya birbirine benzemeyen altı kemerli bir köprüyle örtülü Aksu’ya geldik. Misis Köprüsü’yle aynı tarzdadır ve şüphesiz Justinianus’un bir eseridir; ancak o zamandan bu yana çeşitli dönemlerde onarılmıştır. Ovanın karşısındaki tepenin yamacından Maraş çok uzaktan görülebiliyordu ama Aksu boyunca uzanan bataklıktan kaçınmak için uzun bir yoldan sapmak zorunda kaldık. Dağlardan esen soğuk kuzey rüzgârından ıslanmış, yorgun, aç ve tir tir titreyerek saat 16.30’da kasabaya vardık.”

   İngiliz seyyahın Altun Köprü’nün günümüze kadar ayakta kalan Misis Köprüsü’ne benzer bir mimariye sahip olduğunu belirtmesi ve köprünün altı kemerli olduğuna dair bilgi vermesi oldukça önemliydi. Bunun yanı sıra köprünün yapım tarihine ilişkin değerlendirmesi de dikkat çekiciydi. E. J. Davis’in köprüyü “Justinianus’un bir eseri” olarak nitelendirmesi, yapının kökenini 5. ve 6. yüzyıllara kadar götürüyordu. Davis’in bu değerlendirmesi esas alındığında Altun Köprü’nün geçmişinin yaklaşık 1.400-1.500 yıl öncesine uzandığı düşünülebilirdi.

Köprünün yapım tarihine İngiliz seyyah 5. veya 6. yüzyılı işaret ederken Kemallettin Koç, “Kahramanmaraş’ta Sosyal Hayatın Fiziki Yapıya Etkisi”kitabında Altun Köprü hakkında şu bilgileri veriyordu.

“İnşa kitabesi olmayan köprünün X. yüzyılda Bizanslılar döneminde inşa edildiği, Anadolu Selçuklu, Dulkadiroğlu Beyliği ve Osmanlılar döneminde de onarımlar görerek kullanıldığı düşünülmektedir. H.1324/M.1906 tarihli Halep Vilayet Salnamesi’nde Aksu üzerinde büyük bir köprü olduğu belirtilmiştir. Köprü Aksu’nun üzerine doğu-batı doğrultusunda yerleştirilmiştir. Kalıntılara göre köprünün, ortada 3.30x3.50 m. boyutlarında üçayağın üzerine istinad eden dört kemer gözlü ve yaklaşık 75 m. uzunluğunda olduğu belirtilmiştir.”

Kemallettin Koç verdiği bilgilerde köprünün dört kemerli olduğunu belirtiyor fakat köprüyü bizzat gören İngiliz Seyyah E. J. Davis’in köprünün altı kemerli olduğuna dair verdiği bilgiyi dikkate almamız doğru olacaktır.

İngiltere Savaş Bakanlığının hazırladığı Maraş haritasında Altun Köprü görünürken dikkat çekici bir detay göze çarpıyor. Altun Köprü’nün taş köprü olduğu notu düşülmüş. (GÖRSEL 4)

GÖRSEL 3: ALTUN KÖPRÜ’NÜN BATIDAN DOĞUYA DOĞRU GÖRÜNÜMÜ
GÖRSEL 3: ALTUN KÖPRÜ’NÜN BATIDAN DOĞUYA DOĞRU GÖRÜNÜMÜ
GÖRSEL 4: İNGİLTERE SAVAŞ BAKANLIĞI TARAFINDAN HAZIRLANAN 1915 YILI MARAŞ HARİTASI
GÖRSEL 4: İNGİLTERE SAVAŞ BAKANLIĞI TARAFINDAN HAZIRLANAN 1915 YILI MARAŞ HARİTASI

Altun Köprü hakkında bize bilgi veren bir diğer İngiliz seyyah ise 1906 yılında yolu Maraş’tan geçen John Renwick Metheny’dir. J.R. Methery’in Kilikya ve Kuzey Suriye’de Yolculuk Notları adlı eserinde Çoban Tepe Höyüğüne gitmek için alternatif güzergahları anlatırken Altun Köprü’ye değinir.

 “Haziran 1906’da Dr. Kiepert’in haritasında Çoban Tepesinin batısı olarak gösterilen kabartmaları aramak üzere Maraş’tan ayrıldım. Dr. Puchtein’ın rotasını takip etmeye çalıştım ancak ya aşırı kuru havalarda bu rotayı takip ettiği ya da Altun Köprü ’den güneye dört saat boyunca geçilemez bir bataklık uzandığı için rotanın başka bir yerde olduğu sonucuna vardım.”

J.R. Methery’in gezi notlarında yer alan “Çobantepe Steli ve Bölge Haritası” görselinde bataklık olan ovadan Maraş’a girişin ancak Altun Köprü üzerinden olduğu açıkça görülmektedir. (GÖRSEL 5)

GÖRSEL 5: ÇOBANTEPE STELİ VE BÖLGE HARİTASI
GÖRSEL 5: ÇOBANTEPE STELİ VE BÖLGE HARİTASI

     Bu bilgileri edindikten sonra köprüyü ikinci kez görmeye gittim. Bu gezide amacım köprünün doğu tarafında köprüye ait kalıntılar var mı onları araştırmaktı. Doğu tarafına geçmek biraz zahmetli oldu. Kışlanın oradan Şerefoğlu köyü istikametine dönüp daha sonra toprak yoldan Köprülü Höyüğe doğru gitmeniz gerekiyor. Zahmetli bir yolculuktan sonra köprünün doğu tarafına ulaştım. İyi ki gelmişim diyeceğim bir manzarayla karşılaştım. Altun Köprü’nün doğu tarafında da kalıntılar mevcuttu. (GÖRSEL 6) Aslında köprünün nerdeyse bütün ayakları duruyordu. Bazı kalıntılar açıkça görünürken bazı kalıntıların toprak ve balçık altında kaldığını düşünmeme neden olan görüntüler vardı. 

GÖRSEL 6: ALTUN KÖPRÜ’NÜN DOĞUDAN BATIYA DOĞRU OLAN GÖRÜNÜMÜ
GÖRSEL 6: ALTUN KÖPRÜ’NÜN DOĞUDAN BATIYA DOĞRU OLAN GÖRÜNÜMÜ

Altun Köprüye ait ulaşabildiğim tek fotoğraf 1920 yılın ait. Fotoğraf, Maraş Kurtuluş Savaşı döneminde Maraş’a gelen işgal küvetlerinin Altun Köprüyü geçerken ki ana ait. Fotoğrafa ait açıklamada "Öncü süvari birlikleri, Çerkes destekçileri ve Cezayirli sipahiler Aksu Köprüsü’nde" yazılmış. Bu bilgiden şunu anlıyoruz, Maraş’ı işgale gelen Fransız birlikleri de Altun Köprüyü kullanmış. Fotoğrafta köprünün kemerleri görülebiliyor. Bir diğer detay ise Aksu Çayının günümüze göre daha geniş bir yatağa sahip olduğu. (GÖRSEL 7)

Araştırmacı-Yazar Murat YARIM

GÖRSEL 7: 1920 ALTUN (AKSU) KÖPRÜ
GÖRSEL 7: 1920 ALTUN (AKSU) KÖPRÜ
GÖRSEL 8: 1920 YILINA AİT FOTOĞRAFIN 2026 YILINDA AYNI AÇIDAN ÇEKİLMİŞ GÖRÜNTÜSÜ
GÖRSEL 8: 1920 YILINA AİT FOTOĞRAFIN 2026 YILINDA AYNI AÇIDAN ÇEKİLMİŞ GÖRÜNTÜSÜ